Sunday, December 26, 2010

UTANC TABLOSU



Bugun GS ve fb arasinda U-17 seviyesinde oynanan macta, kendini bilmez ve maalesef Galatasaray taraftari olan bir grup fb genc futbolculara saldirdilar, neticede 13 tane gencecik oyuncu yaralanmis, bir tane fbli futbolcu arkadasin burnu kirilmis. Bu rezaletten sorumlu olanlari kiniyorum. Tamam her iki takiminda arasinda cok ciddi bir rekabet sozkonusu, neticede Turkiye'nin en buyuk iki kulubu... Fakat rekabetin siddet ve nefrete donusmemesi lazim. Galatasaray taraftari da artik hirsini nereden cikartacagini bilememeye basladi, bununda birebir sorumlusu Galatasaray'i bugune getiren yoneticiler ve futbol takimi teknik ekibidir.

Saturday, December 25, 2010

Ali Sami Yen Stadini Anma Formasi




Beypazari Sekerspor karsisinda bu formayi giyecekmisiz. Ali Sami Yen Stadyumunu anma formasi olarak adi geciyor. Muhtemelen Ocak ortasi piyasaya cikacaktir bu forma.

Friday, December 24, 2010

Antep'e Gittik... Gazi Olduk Geldik...




Türkiye Kupası'nda yaptığımız Gaziantepspor maçında Galatasaray Konyaspor maçındaki kadroyu korudu Hagi.. Bu kadro Konyaspor maçından kesinlikle daha iyi bir performans sergiledi. Oyunun geneline bakarsak diğer maçlardak rezalet performansı görmüyoruz. Hakan Balta önliberoda gayet iyi bir performans segiledi, Cana'yı rahat kesebilir. Tabii Hakan Balta'nın önliberoya alınması defansın sol dengesini bozdu. Yediğimiz golde birebir hatalı olan isim Çağlar Birinci, aynı ismi gibi... Adam tutmayı becermiyorsan Galatasaray'da işin ne? futbolu unuttu herhalde sakatlık süresinde, Konyaspor maçındaki iyi performansının üzerine bu performansı can sıkıcıydı. Sağbekte oynayan S. Kurtuluş yine çok yavaş kaldı... Önünde oynayan Neill'a destek olamadı... Takımın tamamı ile dengesi ile oynayan Hagi artık bu kötü gidişata bir son vermeli.

Pino'nun golü çok güzeldi... Golü dışında hiç ama hiç bir şey yapmadı... Antep'e puan için gelmiştik, aldık puanımızı... İlk maçı almış olmamız bize avantaj... Bakalım ilerleyen maçlarda neler göreceğiz....

Neden gazi olduk diyorum onu da yazayım... neticede kayıp etsek şehit olacaktık, kazansak galip olacaktık, berabere bitti yani 2 paunlık bir yara aldık, ama ölmedik...

Wednesday, December 22, 2010

Aman Aydın'ın Yolundan Gitme Anıl...




Bu girisin baslıgı olarak acıkcası cok orjinal bir sey bulamadıgım icin "Anıl Dilaver" yazmak istedim. Neticede gunun adamı O idi. Peki sahanın en iyisi Anıl'mıydı? Cevap hayır... Zaten Galatasaray iyi değildi ki Anıl iyi olsun.

Sahada enteresan bir kadro vardı. Sag bekte bu sefer Neill oynadı, Sabri'yi arattı mı derseniz... Bence bir şey fark etmedi. Ortasahda önliberoda takımımızın Serdar Özkan'la birlikte en büyük yeteneği olan Barış'ı kesmiş Hagi, yerine Hakan Balta'yı koymuş. İleride Mehmet Batdal'da bir ışık görmeyince Hagi formayı Anıl Dilaver'e vermiş... İyikide vermiş... Kalede ise Aykut vardı.

Aykut: Kalesine çok top gelmedi, yani eleştirecek veya göklere çıkartılacak bir futbol oynamadı, ama nedense dayak yemiş olmasına rağmen hakem onu sarı kartla cezalandırdı, herhalde, hakem Aykut'un erkekliğine dayak yeyip, yere yatmış olmasını uygun görmedi. Ufuk Aykut'dan kaleyi artık zor alır, hatta Ufuk Galatasaray formasını bir dahaki sezon görmez, ilk uçakla Manisa'ya geri dönsün bence. Aykut'da yedek olarak devam etsin. Kaleci alınması ŞART!

Neill: Bence çok kötü oynamadı, ama iyide oynamadı. Konyaspor'da defansa beni ve 2 arkadaşımı koysanız, bizi bile zorlayacak bri takım olmadığından Neill'ın stperdeki eksikliği fark etmedi. Haaa tabi şu var, Gökhan ve Servet ayaklarına gelen her topu oyun kurmak adına ileri degajladılar... Top kaybımız çok oldu.

Zan: Kötü değildi... iyi de değildi... Sakatlanmamış olması enteresan... Artık biyonik adam mı yaptılar, yoksa X-men'deki Wolverine gibi kemiklerini Adamentium'danmı yaptılar ne olduysa... Şaşırtıcı...

Servet: Bildiğimiz Servet. Galatasaray'da en çok güvenilecek adamların başını çeken isimlerinden biri. Ama bu maç ona çok iş zaten düşmedi...

Çağlar: Bence Galatasaray'ın en iyisiydi. İki üç defa yerine geç kaldı, ama yinede döndü. Defansif olarak çok kuvvetli bir isim. Insua'ya gerek kalmadığını gösterdi. Çok çalıştı, formanın hakkını verdi, ama o saç kesimin çok kötü Çağlar...Lütfen değiştir.. .Artık kuyruk modası yok.

Cana: Herhalde yapması gerekeni yaptı. Atağa kalkan oyuncuları durdurmak üzere bir korkuluk gibi durdu. Çoğunu faul yaparak durdurdu. Çok çabuk gaza gelen bir adam. Takıma yararı yok, ama zararıda yok. Galatasaraylık oyuncu kesinlikle değil. Dayak yedikten sonra, bir de kırmızı kart görmesi yazık oldu. Takım arkadaşlarına bir şey olunca gözü kararıyor onu görmüş olduk. Tam anlamıyla takım adamı, çok gayretli, çok çalışkan ama etkisiz.

Hakan Balta: Sürekli oynamadığı bir yerde oynadı. Neticede asistinide yaptı gayet güzel, kötü oynadığını düşünmüyorum, ama önlibero Hakan'a tam uyan bir yer değil. Kenardan, ortaya çekilince çok çabuk alışamadı.

Ayhan: Sahanın herhalde en kötüsü, ve muhtemelen en yaşlısı. Artık o kadar yaşlanmaıştı 2 adım ötesindeki adama attıkları pasalar bile isabetsiz oluyor. Top sürme hastalığından kurtulamıyor, bir de Hagi onu kanat gibi kullanmış... Aman Ayhan dikkat eski sağlığın yok. Bence sen futbolu bırak.

Kewell: Sahanın Çağlar'la beraber en iyisiydi. Kalitesi tartışılmaz. Gol pozisyonunu başlatan isim. Zan'dan gelen topu o kadar güzel Neill'a bıraktı ki. İşte iki adam aynı futbol dilini konuşursa böyle güzellikler oluyor. Golde çok büyük katkısı var. Golün gelişimdeki oyuncuların defans oyuncuları olması da, atak olarak ne kadar zayıp bir takım olduğumuzu zaten gösteriyor.

Anıl: Genç çocuk... Gayretli çocuk... Henüz yolun çok başında... Umarım Aydın'ın yolunda ilerlemez. Aydın'da Konya'da "gençken" attığı gol dışında senelerdir Galatasaray'a bir katkı sağlamadı. Anıl umarım daha iyi olur...

Genel olarak Galatasaray'da hiç bir ilerleme yok... İlk yarıyı galibiyetle ve 9. olarak kapadık. Biliyorum çok önemli bir başarıymış gibi yazdım 9.luğu ama bu takımla, bu oyunla 9.luk iyi sayılır... Türkiye Kupası'na yönelmek, onu almak için her şeyi yapmak lazım, yoksa Avrupa hayal olur.

Tuesday, December 14, 2010

Ilan Dedigin Boyle Olur...! BRAVO!




Galatasaray en kotu sezonlarindan birini getirirken takimla ilgili sikayetlerini farkli sekillerde dile getiriyor. Ben sezon basindan beri Galatasaray'in eksik gordugum yanlarini buradan paylasiyorum, kimiside internete gidip sahibinden.com'a bir ilan koyuyor. Ilanin basligi "ACIL SATILIK, AZ KULLANILMIS, BUYUK FORMA GORMUS FUTBOLCU)

Bende blogumda bunu farkli bir sekilde dile getirmistim:(http://aksicimbomlu.blogspot.com/2010/10/galatasarayi-imha-plani-semasi.html)

Bu ilani yapip koyan arkadasi kutluyorum.

Monday, December 13, 2010

Hani Bir Formamiz Daha Olacakti Ya.... Iste O bu...




Bu sezon Galatasaray'in cok basarili bir strateji ile tanitmis oldugu formalar oldukca rabet gordu. Pembe formamiz bile -paron Mercan... Bir de uzerinde aslan olan formamiz var, fakat Galatasaray'in bu oyunu bu formanin uzerindeki aslani kedi yapti... Daha oncede bu blogda paylastigim gibi cikacak olan 4. formamiz cizgili bir forma olacak. TFF'nin forma katalogunda Galatasaray'in dorduncu formasi olarak cizgili forma altina siyah sort gozukuyor.
(http://aksicimbomlu.blogspot.com/2010/08/2010-2011-formalarimiz.html)

Bu yeni stadla berbaer ortaya cikacak bir forma olacak. Bende sizlere yeni stadimiz acilmak uzereyken yeni formayla ilgili bir yazi yazayim dedim..

Bu dorduncu forma AC Milan'in bu sezon giydigi cubuklu formasi gibi olacak. Tabii AC Milan'a Adidas daha kaliteli, daha teknolojik ve daha havali formalar veriyor Adidas. Bakalim bizimkide onlarinki gibi vucudui kavrayan formalardan mi olacak yoksa yorgan misali bol gelenlerden mi...

Sunday, December 12, 2010

Gece Alemlerinde Bir Baros....




Bu sabah kalkip spor gazetemeyi okuyayim derken orada bir haber benim yine keyfimi kacird. Haverin icerigi yine kulubumuzun disiplinsizligini ortaya seriyor. Polat geldiginden beri sergiledigi "aman futbolcuma bir sey olmasin, istedigi her seyi yapsin, onu koruyalim" felsefesi ile kulubun iyice civisini cikardi. Kimi futbolcu maclarin otelde kadinlarla partiler yapti, kimi futbolcu kafasina gore kalkti tatile gitti, Baros'da daima kendini gece kuluplerine atti.

Tahmin ediyorum ki Istanbul'un havasinda bir sey var, bizim kuluplerimiz fazlasiyla musamma gosteriyor, ozellikle yabanci oyuncularina. Hele bu isim Milan Baros gibi, Guti gibi ulkelerinin en onde gelen futbolcularindansa yaptiklari her seye goz yumuluyor, hic ceza verilmiyor.

Baros'un ayagi alcili sekilde gece kulubune gittini hepimiz okumusuzdur. Bu sefer de Mr Baros, herhalde hava soguk diye usumemek icin Genclerbirligi macina gitmemis, ama ardindan gece kuluplerine atmis kenidini. Once loca kapatmis, ardindan kalkmis daha fazla eglenmeye Taksim'e gitmis. Hemde bu adam sakat... Top oynayacak hali yok ama gece kuluplerinde ickinin dibine vuracak, eglenecek hali var. Zaten bir ucuncu dunya ulkesi sayabilecegimiz Cek Cumhuriyeti'nde yetismis bir adam, herhalde o da fakir buyumus, parayi bulunca kafayi yemis.

Harry Kewell'da, Lucas Neill'da boyle seyler hic olmuyor. Adamlar gayet medeni bir ulkede, kisi basi gelir yuksek olan Avusturalya'da buyudukleri icin bir anda parayi bulunca cildirmiyorlar.

Galatasaray yonetiminin artik sertlesmesi lazim. Bu kadar hatalara goz yumulmaz, zaten bu tip hatalarda Galatasaray'in su anki dususunde etkili. Futbolcularimiz da kenetlenme mesajlari veriyor ama onlarinda birbirlerini uyarma veya duzeltme gibi bir huylari olmadigi icin soyledikleri sadece lafta kaliyor. Yok efendim gruplasma varmis... Ya sanki dunyada hic bir kulup icinde yabanci gruplasmasi yok da bir tek Galatasaray'da var...

Özür Dileriz Ali Sami Yen... Sana Layık Olamadık....




Bir çok başarının kazanılmış olduğu Ali Sami Yen, 40 küsür senelik lig maratonuna Gençlerbirliği maçı ile elveda dedi. Bu elvada çok acıklı oldu. Galatasaray herhalde bu sezonun en kötü futbolunu oynatıp, bizlerin mabet diye kabul ettiği yerde Galatasaray ismini bir kez daha lekeledi. Bütün maç boyunca hiç bir varlık gösteremedi. Başında bir kötü teknik direktör, sahada 11 tane kendini bilmez adam, şeref tribününde "şeref" sıtafını hak etmeyen bir başkan ve onun yönetim kurulu. Acaba maçı izlerken içlerinden ne geçti? Acaba maçı izlerken utandılar mı? Acaba Galatasaray'ı ne hale soktuklarının farkın vardılar mı? Artık TV'de spor yorumu yapan insanlar dahi "Galatasaray'ı yenmek meziyet" değil diyerekten kulübümüzün acınası durumunu dile getiriyor. En koyu Galatasaraylı köşe yazarları, kağıda dökecek cümleleri bulamıyor. O karda kışta, soğuk dinlemeden bir çok seyirdi tribünlerde Galatasaray tezahüratları ile Mecidiyeköy'ü inletiyor.

Fakat sahada en ufak bir direniş, en ufak bir özveri yok! Hepsi kaderine boyun eğmiş, hepsinin boyunları bükük, hiç biri üzerlerindeki formanın şanından-şerefinden haberdar değil! Kaptan kolluğu en yakışmayan oyuncu Ayhan'ın kolunda! Kalede kaleciliğin "K"sini barındırmayan bir kaleci, daha 39. saniyede golu yiyor, defansta Zan her önüne geleni kaçırıyor, kovalamayıda beceremiyor, solda dünyadan habersiz Hakan Balta sadece topu izliyor, Zan'ın yanında kalesini cesurca savunan bir Neill, sağda ise sadece sıcak kalmak için koşan bir Sabri. Ortasahada nasıl futbolcu olduğunu hala anlamadığım bir Barış, bir de onun Arnavut versyonu Lorik Cana, onlarla beraber ortasahayı tek başına katleden bir Ayhan. Sag kanatta ise hala Galatasaray forması giymesine gözyumulan herhalde takımdaki en beceriksiz ve en kötü futbolcu olan Aydın. İleride tek başına didinen bir Kewell ve sadece kendine oynayıp, istatistik yaratmaya çalışan Pino.

Dünkü maç sonucunda söylenecek hiç bir şey yok. Futbolcular kameraların karşısına çıkıp, sanki içten dermişcesine özür diliyor. Özür diliyorlar ama sahada kendilerini affettirmek için en ufak bir mücadele göstermiyor bir tanesi bile. Arda çıkıp "sabır" diyor... Daha ne sabırı... Sabır mı kaldı...Sinir mi kaldı... Utanıyorum sizlerden! Hepinizden! İnsanın hiç mi utanması yoktur! UTANIN! KOSKOCA GALATASARAY'I GETİRDİĞİNİZ HALDEN UTANIN! BUNDAN SADECE SİZ SORUMLUSUNUZ!

Galatasaray demek sahada 11 adam demek değil, Galatasaray demek koskoca bir camia demek! Siz kendinizi Galatasaray mı zannediyorsunuz? Sadece formasını giydiğiniz için kendinizi Galatasaray olarak mı adlandırıyorsunuz? Sizlerden önceside vardı, sonrasıda olacak... ama taraftar daima Galatasaray olacak! 11 tane adamın eline oyuncak etmeyiz koskoca kulübü.

Galatasaray takımı aynı Özhan Canaydın'ın vefatı ardından oynan fenerbahce macındaki gibi, inançsız! İnsan vefat eden, sana emek vermiş başkan için mücadele eder! 105 sene önce bu kulübü kurmuş adam için mücadele eder, stadyumun şanını-şöhretini beş para etmemek için mücadele eder! Orası sadece bir stadyum değil, orası kimisinin camiisi, kimisinin sinagogu, kimisinin kilisesi!

Bırakın gidin bu kulübü! Yol verin gençler oynasın! Yazıklar olsun hepinize! Ne ben ne de dün maçı izlemiş olan milyonlarca taraftar hakkını helal etmeyecektir size! Stadyum değişecek, oraya da geleceğiz, ama sizin için değil, Galatasaray için orada olacağız! Sizler giders, biz kalırız, biz Galatasaraylıyız!

Saturday, December 11, 2010

Haldun Ustunel




Haldun Üstünel Galatasaray'dan ayrıldı-ayrılalı tribünler Haldun Üstünel'in haklı olarak ismini sayıklar oldu, adına pankartlar açıldı. Çok kıymetli ve aynı zamanda yetenekli bir yönetici. Haldun Üstünel'in şimdiye kadar getirmiş oyuncular hakkında maraton.com.tr sayfası güzel bir inceleme yapmış bende bunu paylaşmak istedim.

Şimdi Haldun Üstünel'in kulübe geri geleceği söyleniyor. Adnan Polat'ın başkanlığı tekrar kazanması için en büyük kozlarından biri olan Üstünel, Sezgin'le beraber çalışacaksa yine faydalı olamaz, olması gereken Sezgin'in istifa etmesi ve Haldun Üstünel'in tek başına kalması. Kendisinin tekrar Galatasaray için çalışacağı dönemi iple çekiyoruz.


-------------------------------------------------------------------------------------

ISMAEL BOUZID

Geldiği takım: Kaiserslautern (Temmuz 2007)
Ödenen bonservis: Yok
Gittiği takım: Troyes (Temmuz 2008)
Kazandırdığı bonservis: Yok
Performansı: 17 maç, 1 gol

LINCOLN

Geldiği takım: Schalke 04 (Temmuz 2007)
Ödenen bonservis: 5 milyon Euro
Gittiği takım: Palmeiras (Şubat 2010)
Kazandırdığı bonservis: 2.1 milyon Euro
Performansı: 67 maç, 16 gol, 31 asist

LINDEROTH

Geldiği takım: Kopenhag (Temmuz 2007)
Ödenen bonservis: 3.5 milyon Euro
Gittiği takım: Futbolu bıraktı (Ocak 2010)
Kazandırdığı bonservis: Yok
Performansı: 25 maç, 1 goL

NONDA

Geldiği takım: Roma (Ağustos 2007)
Ödenen bonservis: 1.3 milyon Euro
Gittiği takım: Boşta (Ocak 2010)
Kazandırdığı bonservis: Yok
Performansı: 91 maç, 37 gol, 7 asist

BARUSSO

Geldiği takım: Roma (Ocak 2008)
Ödenen bonservis: (Kiralık)
Gittiği takım: Roma (Haziran 2008)
Kazandırdığı bonservis: (Kiralık)
Perfomansı: 3 maç, 1 gol

KEWELL

Geldiği takım: Liverpool (Temmuz 2008)
Ödenen bonservis: Yok
Gittiği takım: Hala kadroda
Performansı: 80 maç, 32 gol, 16 asist


BAROS:

Geldiği takım: Lyon (Ağustos 2008)
Ödenen bonservis: 5.5 milyon Euro
Gittiği takım: Hala kadroda
Performansı: 76 maç, 50 gol, 12 asist

MEIRA

Geldiği takım: Stuttgart (Temmuz 2008)
Ödenen bonservis: 4.5 milyon Euro
Gittiği takım: Zenit (Mart 2009)
Kazandırdığı bonservis: 5.8 milyon Euro
Performansı: 38 maç, 2 asist


DE SANCTIS

Geldiği takım: Sevilla (Temmuz 2008)
Ödenen bedel: 500 bin Euro (Kiralık)
Gittiği takım: Sevilla (Haziran 2009)
Kazandırdığı bonservis: (Kiralık)
Performansı: 41 maç

LEO FRANCO

Geldiği takım: Atletico Madrid (Temmuz 2009)
Ödenen bonservis: Yok
Gittiği takım: Real Zaragoza (Temmuz 2010)
Kazandırdığı bonservis: Yok
Performansı: 37 maç

NEILL

Geldiği takım: Everton (Ocak 2010)
Ödenen bonservis: 840 bin Euro
Gittiği takım: Hala kadroda
Performansı: 36 maç, 1 gol, 1 asist


KEITA

Geldiği takım: Lyon (Temmuz 2009)
Ödenen bonservis: 7.5 milyon Euro
Gittiği takım: Al Sadd (Temmuz 2010)
Kazandırdığı bonservis: 8 milyon 150 bin Euro


ELANO

Geldiği takım: Manchester City (Temmuz 2009)
Ödenen bonservis: 7 milyon Euro
Gittiği takım: Santos (Ocak 2011)
Kazandırdığı bonservis: 2.9 milyon Euro
Performansı: 47 maç, 7 gol, 8 asist


JO:

Geldiği takım: Manchester City (Ocak 2010)
Ödenen bonservis: (Kiralık)
Gittiği takım: Manchester City (Temmuz 2010)
Kazandırdığı bonservis: (Kiralık)
Performansı: 15 maç, 3 gol, 3 asist


DOS SANTOS:

Geldiği takım: Tottenham (Ocak 2010)
Ödenen bedel: 700 bin Euro
Gittiği takım: Tottenham
Kazandırdığı bonservis: (Kiralık)
Performansı: 18 maç, 3 asist

3 SEZONLUK TOPLAM:

Transfer edilen yabancı sayısı: 15
Bonservislerine ödenen rakam: 36 milyon 340 bin Euro
Bonservislerinden kazanılan rakam: 18 milyon 950 bin Euro
Edilen zarar: 17 milyon 390 bin Euro

-------------------------------------------------------------------------------------

Haldun Üstünel döneminde zarar edilen rakkamın ayrısından kar edilerek dönülmüş. Adnan Sezgin'de bunun olacağını hiç sanmıyorum.

Bu listede yerli oyuncular yer almamış ama 3 sezonda 17 milyon zarar eden Galatasaray, bu sezon Adnan Sezgin önderliğinde Cana'ya 4,5 milyon Euro verdi, Misimovic'e 8 milyon Euro verdi, Pino'ya 3.5 milyon Euro verdi, Musa 1 milyon TL, Caglar 1 Milyon Euro verdi. Yani 17 milyon Euro'luk bir rakkam şimdiden çöpe atıldı. Bu oyuncuların hiç biri yarısından fazla fiyatada satılamaz. Yukarıda saymış olduğum transferlerde Adnan Sezgin'de yer aldı... Mesela Bouzid, mesela Barusso hep Adnan Sezgin önderliğinde geldiler.

Gule Gule Ali Sami Yen




Ali Sami Yen bu aksam son lig macina ev sahipligi yapacak. Bu sezon yonetim hatalari ve kotu futbol ile kirlettigimiz stadimizda oynayacagimiz son macimizi Ali Sami Yen'e yakisir bir sekilde oynayip kazanmamiz gerekiyor.

Bunca basarilara ev sahipligi yaptigimiz stadyumumuzu hic bir zaman unutmayacagiz. Adnan Polat ve ekibinide yeni stadimiza Ali Sami Yen ismini koymadiklarindan dolayi kınıyorum.

Friday, December 10, 2010

Sercan'ın Ederi 8 Milyon Euro mu! YUH!




Galatasaray'ın Sercan'a karşı yapmış olduğu 5 milyon Euro artı Servet ve Ali Turan teklifini, Burda "ya Sercan'ın ederi 8 milyon Euro" diyerek geri çevirmiş, ne de olsa ligimizde böyle kamyonla para saçan kulüpler var. Ama Galatasaray böyle enayi bir klüp değil, -gelçi değilDİ demek lazım, Adnan Sezgin'in gelişi ile enyai bir kulüp oldu! Türkiye'de oynayan Türk futbolcular arasında 8 milyon Euro edecek bir futbolcu var, o da Arda Turan. Arda'nın ardından ederi belki 6 milyon Euro edebilecek bir Gökhan Gönül vardır.

Bursaspor düşünceli davran, Sercan'ın kariyerine yazık... Madem yıldız olacak diyorsunuz ki bence yıldızın "y"si olacak bir oyuncu değil, o zaman mantıklı bir rakkama Galatasaray'a vereceksin, ancak Galatasaray'da etkili olur... Ancak Galatasaray'da iyi yetişir ve belki... çok küçük bir ihtimal dünya yıldızı olur. Türk futbolunun yıldızları daima Galatasaray'dan çıkmıştır bunu kimse inkar edemez....

Melih Bey Ayıp Oluyor....




Lig TV'nin uzun sureli spikerlerinin basinda gelen Melih Gumusbicak'in herkes fenevbahceli oldugunu bilir, ama Besiktas macindaki iddialari ile artik sınırı aştı! Guti'nin tatile erken gitmek için kırmızı kart gördüğünü iddia eden Gümüşbıçak artık kendini şaşırmış.

Gümüşbıçak'ın sunuculuğu gerçekten harikadır, ama taraflı olarak sunduğuda aşikardır. fenev maçlarında kötü de oynasa bütün fenevliler hakkında iyi yorumlar yapar, diğer geriye kalan bütün süper lig takımlarının maçlarında kötü oynanan oyuncuları "etkisiz, halsiz, yorgun" diyerek yerin dibine sokar.

Fakat en Bjk maçında yapmış olduğu gafletin yanlışlığı ortada... Lig TV konu hakkında en azından bir özür yayınlamalı...

Thursday, December 9, 2010

Ribery'i Gecermis...



Hagi vermis oldugu en son roportajlarindan birinde, Ribery'nin gelisiminde kendinsinin cok emegi gectigini soylermis, ve ardindan "su anda elimde Ribery'den iyi olan bir oyuncu var, o da Arda" diye eklemis. Arda'nin Ribery'den daha buyuk bir futbolcu olacagini one surmus. Tabii Hagi'nin unuttugu bir sey var o da Ribery'nin 22 yaslarinsa Avrupa'yi Marsilya'da oynadigi futbolla kasip kavurmus olmasi....

Bakalim Ribery'den buyuk olacak mi...

Wednesday, December 8, 2010

Bir "iç" daha....




Türkler Boşnaklarla, Boşnaklar Türklerle çok iyi anlaşır. Zamanında bizler Bosna'ya çok yardım da bulunduk, zaten onlara kardeşlerimiz olarak tabir ederiz genelde. Fakat maalesef futbolda bu orantı pek böyle değil, en azından Galatasaray için geçerli, yoksa Eskişehir'deli Nadarevic falan gayet iyi oynuyor. Boşnakların Dzeko ve İbisevic ile beraber en iyi oyuncusu olara gösterilen Misimovic'in Galatasaray'a katkısı sıfırdanda sıfır... Neden oynamadı onuda bilemiyorum... Herhalde Almanlığı Boşnaklığından ağır bastı... Zamanında Elvir Baljic'de Trabzonspor'a atmış olduğu bir gol dışında Galatasaray'a hiç bir katkı sağlamamıştı. Boşnakların etkili oynaması için herhalde yanlarında Boşnaklar olması lazım... Galatasaray'da bu düşünce ile ilerleyip İbisevic'e yöneldi.

İbisevic'in videolarında inanılmaz golleri var... Onun için bir ortasha deniyor, bir forvet, bir santrafor... Aslı nedir bilemiyorum... Bakalım gelecek mi.. Belki gelirse Misimovic'inde performansı artar-tabii hala Galatasaray forması giyiyor ise...

Vay Adnan'ın Sezgi(n)leri Nelere Kadirmiş... Vay Vay




Bugün Fanatik gazetesinin internet sayfasında bir haber ilgimi çekti. Adnan Sezgin ve Trabzonspor'lu Jaja'nın resimlerini yan yana koymuşlardı... Tıkladım... Haber Adnan Sezgin'in Jaja'yı Trabzonspor'a teklif etmesiyle alakalıydı... Bu sezon Trabzon'un herhalde yapmış olduğu en iyi transfer olan Jaja, gerçekten takımına bir çok katkı sağladı. Ya bre ADNAN! Jaja'yı Galatasaray'a önereydin de Pino'yu Trabzon'a önerseydin! Nasıl bir iş bu! Önce kulübüne hayrın dokunsun.

Yani şimdi haberleri okuyan da "ya bu Adnan ikilimi oyunuyor" veya "bu adnan transferden komisyonmu alıyor" gibi düşüncelerin de önüne geçemiyor. Yani aldığı bütün oyuncular yüksek bonservisli ve düşük performanslı (Akü reklamı gibi oldu). Böyle yapıyor demiyorum... Sadece düşünüyorum..

Neyse... Bakalım ligin yarısında kimleri getirecek kulübümüze. Daha ilk yarı bitmeden Galatasaray'ın transfer zararı açık açık ortada... Altından nasıl kalkacaksın Sezgin? Hepsini sen getirdin...

Nedir Bu Sercan ve Volkan Aşkınız Adnanlar?



Ikı sezondur Türkiye'yi bir Sercan fırtınası almış gidiyor. Kimilerine göre geleceğin yıldızı olacak, kariyerini Avrupa'nın en büyük kulüplerinde tamamlayacak. Hatta geçtiğimiz sezonun başında Sercan'ı Manchester City izliyordu... E ne oldu? Tabii haber havada kaldı.

Bursaspor başkanı Sercan için fahiş paralar istedi. Sercan günümüzün Gökhan Ünal'ıdır, olduğundan fazla değer biçerler, mantıksız paralar isterler, nitekim büyük kulüplerde tutnamayıp yedek olur, ardından Anadolu kulüplerine giderler.

Adnanlarımızın Sercan'a karşı büyük bir aşkı söz konusu. Ne alamettir anlamadım... Neymiş ya bu Sercan? Geçen sene koskoca lig artı kupa maçlarında oynadı attığı gol sayısı 7.. Nasıl bir golü bu? Kaçırdığı gollerin hesabını tutsalar attığı gollerin maansı bile olmaz. Milli takımada çağrılıyor ama bir şey yapamıyor. Şampiyonlar Ligi'nde gördük... Bir asist bir golü var sanırım... O da son 2 maçta... Hatta Valencia maçında kaçırdığı golüde düşünürsek aman Allah'ım! Daha abartılı olamaz.

Bunun yanında bir de eşi Volkan Şen var. O da kafasına göre Amerika'ya gider, önemli maçlarda kırmızı kart görüp takımını yanlız bırakır... O da Adnanların bir diğer aşkı.

Acaba telefonda konuşurken veya boş zamanlarında kağıtların üzerine "A KALP V" veya "A KALP S" yazıyorlar mı? Bence yazıyorlar...

Sunday, December 5, 2010

Kasimpasa'nin 12. Adami...




Dun Kasimpasa-Galatasaray macinda alinan skordan cok Pino'nun kacirdiklari konusuldu. Sadece tek basina 5 tane gol pozisyonu harcayan Pino, hem kendi gol kraliigi sansini hem de takimin eksi olan averajini artiya cevirme sansini kacirdi. Genel olarak takim hakkinda pek bir yorum yapmaya gerek yok, herhalde bizden sonra ligin en kotu futbolunu oynayan Kasimpasa ile karsilastik. Kasimpasa sahada en ufak bir varlik bile gosteremedi. Sadece kalecileri Tolga mac basinda disiplinden kopmadan, gayet iyi bir performans sergiledi. Bir de Kasimpasa'nin 12 kisi oynadigini soylemeden edemeyecegim, kendi onbirlerinin yani sira Pino'da Kasimpasali bir futbolcu gibi oynadi. Galatasarayli bir futbolcu gibi oynasa gol sayisi en az bes olurdu.

Macin daha ilk basinda zaten Galatasaray'in zorlanmadan puan alacagi belliydi. Baslar baslamaz Harry Kewell pozisyona girdi, kaleci kurtardi, ardindan donen topta Sabri kendini asarak guzel bir sut cikartti ama bu sut direkten dondu. Sabri'nin sutu gol olsa, kariyerinin en guzel golunu atmis olurdu.

Hasta denilen Servet'i, Hagi ilk 11'e almamis, yerine sanki Cam Adam Gokhan'i koymus, neyse hata yapmadi, ama eminim sakatlanmistir mac sonrasinda. Yani oyle bir aciklama yapilmadi, ama 2-3 hafta oynayamaz herhalde.

Ortasahamizda Cana-Ayhan-Baris'dan olusan bir uclu kurgu vardi, boyle bir kurgudan zaten yararli toplar cikmasi imkansizdi. Baris ve Cana mac boyunca sadece mucadele etti, yararli olamadi. Zaten gelen gollerde kanatlardan gelen ortalar neticesinde oldu.

Kewell sahanin en iyisi idi. Harika oynadigi macta bir de harika bir gol atti. Attigi kafanin kusursuzlugu tartisilamaz. Bilerek ve bakarak muhtesem bir kafa atti.
Pino'nun attigi golde defansin inanilmaz bir hatasi vardi. Hakan Balta'da uzun bir aradan sonra gol buldu, gayette iyi oynadi. Attigi golde sansi yanindaydi ama olsun oraya ucarak kafa atmaya gelmek bile Galatasaray forvetlerinin hic birinin yapmayacagi is.

Netice olarak dusme hatti ile mac fazlasiyla farkimiz biraz da olsun acildi. Bol gol takima moral kazandirmistir. Ama bu kadar zayif rakibe karsi kazanilan bu galibiyetin de cok abartilmamasi gerekiyor, ileriki gunler icin "iyi sinyaller" var demek icin dogru mac bu mac degil.

Saturday, December 4, 2010

Turk Takimlarinin Yogunluk Bahanesi



Turkiye'de bulunan kulup takimlarimizin haftada 2 maci oldugu zaman, ve puan kayip edildiyse mazereti bellidir; "yogunduk". Ingiltere'de haftada 2-3 mac yapan hic bir takimin oyuncusundan boyle bir bahane geldigini duymadim, ne de Avrupa'daki buyuk liglerin takimlarindan. Kendi ligimizin degerinden dolayi Avrupa'nin bilmem kacinci buyuk ligi diyoruz, ama haftada 2 mac yapabilen futbolcumuz yok (!).

Dun saat 21:00'de TV'de Barcelona maci olacagini gordum ve Galatasaray macinin ardindan bu maci izlerim diye TV'nin karsisina gectim. Bekledim... Bekledim... Saat 21:00 oldu mac yok. Sonra bir alt yazi gecti ve orada Barcelona'nin sahaya geciktigi haberini okudum. Sonra internetten baktim ki, Ispanya'da hava trafik kontrol ekipleri 2 gunluk greve girmisler, dolayisi ile ucak kalkmamis. Bu sebepten dolayi Osasuna ile Barcelona "Ya Babacim durum malum, tamam Pazar oynariz" diye anlasmis,bunun üzerine tabii Barcelona'lı oyuncular, yönetim ve teknik ekip rahatlamış. Fakat bu anlaşma üzerine Ispanya Futbol Federasyonu "Hoop beyler! Ne Pazar'i! Biz ne zaman dersek o zaman oynayacaksiniz! Maca Cumartesi dedik, Cumartesi oynayacak" demis. Tabi ev sahibi olan Osasuna'da "Ya gelsinler biz zaten oynariz sıkıntı yok" demiş, herhalde Barcelona ile oynamadan 3 puan alma hesapları yapıyorlardı. Barcelona'da maç günü sabahtan oyuncularına haber vermiş, hepsi yolculuğa başlamak üzere tesislere gelmiş. Barcelona takımı ilk olarak trenle 360 km mesafede olan Zaragoza'ya hareket etmiş. Nereden baksanız 3 saatlik yol, bun yolculuğun ardından Osasuna takımının bulundugu Navarre şehrine hareket etmek üzere Zaragoza'dan otobüse binmişler ve 140 km daha yol gitmişler.

Saat 21:00'de stadyuma gelen Barcelona gecikmeli bir şekilde sahaya çıktı ve Osasuna'ya takır takır 3 gol attı. Hemde yine her zamanki futbolunu oynayarak.

Şimdi soruyorum sana Türk futbolcusu, maç günü bu kadar yol gitsen sen ne yaparsın? Tahmin ediyorum ki bunca yolun ardından yorgunluktan elin-ayağın tutmaz, sahada kendini dinlenme amaçlı yerden yere atarsın.

Bu adamlardan biraz profesyönellik öğrenin. Adamlar bir dakkika bile gecikmemek için trene koşarak yetişiyorlar! Siz olsanız, başkana bir şikayet, başkan federasyonu arar, federasyonda her zamanki rahat tavırları ile maçı istenen güne ertelerdi... Ne de olsa büyükleri koruma politikası ile ilerliyor federasyonumuz. İspanya futbol federasyonu, koskoca Barcelona futbol kulübüne nasıl söz geçiriyor gördünüz mü! Onca yol giden futbolcu sadece kısa bir süre ısınmanın ardından nasıl takır takır top oynuyor görüdnüz mü! Bir de kendinize futbolcu diyorsunuz...

Beyoglu Derbisi




Bu aksam Kasimpasa ile oynayacagimiz mac icin, Kasimpasali yoneticilerden biri "Bu mac Beyoglu derbisidir" yakistirmasini yapmis. Gercekten de oyle. Beyoglunda kurulmus iki takim karsi karsiya gelecek, tabii Galatasaray'imizin buyuklugu tartisilmaz bile, gecen sene Kasimpasaspor macindaki hakem fiyaskolarida kolay kolay unutulmaz. Galatasaray ve Kasimpasa kuluplerini ayiran bir istiklal caddesi var, tabii aradaki kupalari ve tarihi saymiyorum... Konum olarak. Kasimpasaspor'un stadi ve Galatasaray kulup lisesi birbirlerine o kadar yakin ki...

Aksam sakatligindan dolayi Servet, Arda ve Baros yer almayacak. Yine gol umudu diye ileriye Pino'yu koyacagiz, yine bosbos sutlar cekecek, sadece kendi kendine istatistik yaratacak. Isabetli ve etkisiz sutlari ile artik meshur oldu Pino.

Servet yerine Cana oynayacakmis. Gecen mac Hagi'nin defanstan Servet'i cikarip Cana'yi koymasinin sonuclarini gorduk, herhalde bugunde oyle olacak. Cana her topu kaciracak, bu kadar tehlikeli bir adamin ceza sahasi yakinlarinda oynamamasi gerekiyor. Tribunler onun adini haykirirken yaptirdigi penaltiyi unutmayalim.

Baris ve Ayhan'dan olusan bir ortasaha olacak gibi gozukuyor, yani top cikmayak ve bir cok top kayip edilecek. Bol bol itiraz izleyecegiz. Ayhan ve Baris gibi iki oyuncunun ortasahada yer aldigi bir kadrodan hic bir cacik olmaz.

Sag kanattada Serdar Ozkan oynayacakmis deniyor... AMAN AMAN ALLAH KORUSUN!

Bu aksamda anlayacaginiz 3 puan zor is. 3 puani alirsak sevinecegiz, zaten kayip ettigimiz taktirde dusme hatti ile puan farkimiz 3'e duser... Bakalim neler olacak...

Friday, December 3, 2010

Kewell Kalsin Polat Gitsin!




Polat her zmaanki vefasizligini Kewell'ada gostermeye karar verdi herhalde! Taraftarlarin kendisinden baskasini sevmesini sindiremeyen yonetim (Polat), Kewell'ida Kulupten gondermeye karar vermis. Kewell'a asil ayibi sezon basinda daha durumu belli olmadan vasatogluvasat olan Cana'ya 19 numarayi vererek yapmis olan yonetimimiz, Kewell'a karsi ayiplarina devam edecekmis gibi gozukuyor.

Insua ve Misimovic, Hagi'nin istegi dogrultusunda gonderilecekmis, bu normal... Ikiside birbirinden beter oyuncular, Adnan Sezgin'in Galatasaray'a buyuk kaziklari arasinda basi cekiyorlar.

Polat! Biz daima Kewell'i senden cok sevecegiz! Gitse de Galatasaray taraftari uzerinde cok buyuk bir iz birakmis bir isim olarak gidecek. Ve unutma o gittikten sonra yerine getirdigin adam fos cikarsa, taraftarlar stadi "Harry Kewell" diye inletecek! Galatasaray'dan gitmemesi gereken yegane isim. Oynadigi her macta takimin en cok calisan isimi Harry Kewell bunu unutma!

Kewell'ida gonderince Adnan Sezgin rahatlayacaktir, cunku ondan sonra bir tek Baros kalacak Haldun Ustunel'in getirdigi, ondan kurtulmasina imkan-ihtimal yok!

Elano! Sen Kimsin Buyukluk Konusuyorsun!




Ezil futbolcumuz Elano Brezilya'ya gider-gitmez, Galatasaray sadece Turkiye'de buyuk aciklamasi yapmis. Elano kardesim... Sen adammisin? Sen kendini yeteneklimi zannediyorsun? Lincoln gibi sorumsuz-disiplinsiz-kendini bir sey zanneden oyuncunun tekisin, ikinizde o kotu Brezilya ligine mustahaksiniz zaten! Gidin orada 3-5 kurusa oynayin, bakalim Avrupa yolunu tekrar bulabilecekmisiniz? Ben zannetmiyorum. Milli takimdan bile kesildin!

Insanda biraz utanma olur! Sen bu kulube ne verdin? Bu kulubun seyircisi sana gonlunu verdi, kimisi formasina senin adini yazdirdi, dunya kupasinda sen gol atinca sevindi! Bende sevindim, ama benim sevinmemin sebebi attigin goller sayesinde Avrupa kuluplerinin ilgilerini tekrar cekip, oralara transfer olacak olmandi! Nitekim o bile olmadi... Hala gecmissin sacma sapan, Brezilya'nin uc kurusluk kulubunden Turkiye'ye vidi vidi yapiyorsun.

Galatasaray'in basarilari senin oynadigin butun kuluplerin basarilarindan ileri gelir. Manchester City Avrupa'da ne yapmis? Ancak arkasina Arap destegini alip bir yerlere varmaya calisiyor-ki onuda beceremiyor, Shaktar sen oynarken ne basari kazanmis? Lucescu bile "bana sorsaniz almayin derdim" senin icin diyor. Hala konusuyorsun.

Eziksin...

Thursday, December 2, 2010

"Ya Kalsın Sizde, Göndermeyin"




Buyuk beklentilerle transfer ettigimiz Emiliano Insua tamami ile buyuk bir hayal kirikligi oldu. Zamaninda Arjantin olimpik milli futbol takimi ile gosterdigi performans ile Liverpool'a transfer olmus, orada gectigimiz sezon 30 kusur maca cikmis, ama nedense her oyuncumuza oldugu gibi, Galatasaray'a geldigi anca performansi ve yetenegi standartinin 3'de 1'ine indi.

Liverpool, bir gazetemizin haberine gore Galatasaray'a, "Yıl sonuna kadar sizde kalsın. Gelecek sezon transferde size yardımcı olalım" teklifi ile gelmis. Transfer komitemizin yetersizligini onlar da anlamislar. Galatasaray'in bu teklife "yok ya pışııııık bende o göz mü var" demesi lazım, ama Adnan Sezgin'in önderliğinde ilerleten transfer komitesi eminim bu transfere sıcak bakacaktır.

Bu sezon hiç bir transferimizin kulübümüze yarar sağlamadığını tekrar hatırlatmak isterim....

Polat Yeter Artık! Sus Biraz!




Adnan Polat başkanımız yine hemen kayıp edilen bir maçın ardından kameralar karşısına geçip "açıklamalar oyununu" devam ettiriyor. Küme düşme hattı ile aramızda 6 puan olmasına rağmen hala çıkıp, yok efendim transfer, yok efendim stadyum, yok efendim Riva diyor. Ya Adnancım ya biraz sus, utan, köşene çekil, bir dönem gözükme ki milletin sana olan siniri dinsin artık.

Geldiğinden beri geçirdiğimiz sezonların hiç birinde başarı sağlayamadım,çıkıp hala ne konuşuyorsun.

Adnan Sezgin'i korumaya hala devam ediyor, yok efendim Adnan Sezgin kendisine verilen bütçe içerisinde en iyisini yapmaya çalışıyormuş! En iyi bu mudur? En iyi senaryoda 3 oyuncudan 15 milyon Euro zarar ettik. Cana, Pino ve Misimovic, bu zararın içine Serdar Özkan, Musa Çağıran, M. Batdal, ve Çağlar Birinci'yide eklersek herhalde sadece bonservislerinden 20 milyon Euro'ya yakın bir zarar görüyoruz. Millet ne paralara ne oyuncular getiriyor, sen herkese değerinin en az 10 katı fazla verip, sonradan parayı bulmuş zenginler gibi davranıyorsun, ve Polat'da bu tavırlarına göz yumuyor. Neden yumuyor hala anlamadık... Hemde hiç birimiz.

Türkiye'nin nüfusunun çoğuna hakim bir takımız taraftar olarak, müzelerimizde binbir başarı var, İstanbul'un 2. ve 3. takımı olan takımların taraftarları bizleri yenmek için can atıyor ki 1. takım onlar olsun... Sen böyle büyük bir kulübü nasıl bu kadar küçük durumlara düşürürsün.

Riva arazisini istersen yarın satarız demiş de... E o zaman sat! Neymiş efendim doğru teklif bekleniyormuş, a be kardeşim! 3. köprününde oralardan geçeceği belli olmuşken hiç bir konut inşaat firması o arsaya sulanmaz, ya hepsini bırak Ağaoglu gibi her boş araziye saldıran aç şirketler dolu etrafta! Adamlar başarılı bir şekilde her yere konut dikip kocaman şirket oldular. Televizyonda sürekli konut projelerinin reklamları dönüyor, ama bizim arsamıza olan taleplerden haberimiz yok. İlk başta senin bilmen lazım Adnan Polat, neticede sende konut inşaatları yapan büyük bir firmanın başındasın.

Stadyumdan artık bıkkınlık geldi zaten. Her seferinde yok Seyrantepe dolacak, yok dışarıda insan seli olacak, yok efendim rakiplerin çıkamayacağı bir stadyum olacak gibi demeçler verip verip duruyor. Ne de olsa biz taraftarlar enayiyiz di mi? Takımımıza beslediğimiz karşılıksız sevgiyi suistimal edip bizim ceplerimize girmek o kadar kolay ki. Artık suratımıza da yalan söyleme!

Transfer yapılacakmış... Hemde 2-3 tane... Ya kimleri göndereceksin? Hangi takım bu sezonki performansında sonra bizim oyuncularımı ister? Kimi satacaksın? Elano'yu zaten zararına sattın, ama bize karlı iş yapmış gibi gösterdin. Yabancı gelecek gelecekse, peki kim gidecek? Ne Cana'yı ne de Pino'yu kimse kulübünün kafasından sokmaz. Sunderland nasıl oluyor da bir senede kaptan yaptığı adamı ertesi sene satabiliyor? Sende bunu bile bile o adamı alıyorsun, netymiş efendim Premier Ligden gelmeymiş... Ya bıraksana.... Pino zaten başlıbaşına rezalet... Senelerce oynamamış, vasat milli takımına bile çağrılmamış, saha içinde tek işi kendi kendine oynamak, diğer oyuncuları görmezden gelmek, sürekli bir Pino-show çabası. Yerlileri konuşmuyorum bile, hepsi birbirinden yeteneksiz ve istikrarsız. Ligin ortasında takıma Nistelrooy mu gelecek gol atsın? Gidip Sercan gibi vasatın biraz üstü adama araba dolusu para mı vereceksin? Kaleye Buffon'u, önliberoya Cambiasso'yumu getireceksin Adnan! Bırak ya yeme bizi...

Boş konuşmalara devam et sen... Biz göreceklerimizin en kötüsünğ gördük, ve takımımızdanda şu anda zaten en kötüsünü bekliyoruz. İlk 5'te sezonu bitireceksen sevinecek durumdayız...